Terapistin İkilemi | Elvin Aydın Keleş (Kitap)
Elvin Aydın Keleş’in Terapistin İkilemi isimli kitabı, klasik psikoterapi kitaplarının ötesine geçerek hem terapistlerin yaşadığı içsel çatışmaları görünür kılıyor hem de ilişkisel psikoterapinin neyi neden farklı şekilde ele aldığını detaylarıyla anlatıyor. Kitap, hem transaksiyonel analizi anlatıyor, hem de terapistin de bir insan olduğunu, ikilemlerden muaf olmadığını, terapötik ilişkinin bir yönünün de terapistin kendi içsel dünyasıyla kurduğu temas olduğunu açıkça gösteriyor.
Kitabın merkezinde, transaksiyonel analiz kuramına dayanan temel benlik durumları modeli var: Bu model, hem danışanın hem de terapistin terapi süreci içindeki duygusal tepkilerini ve ilişki örüntülerini anlamak için işlevsel bir çerçeve sunuyor. Ebeveyn benlik, yargılayıcı ve kural koyucu sesleri temsil ederken; çocuk benlik, bastırılmış ihtiyaçlar, korkular ve içten gelen duygularla ilişkilidir. Yetişkin benlik ise denge kuran, şimdiki zamanda kalabilen, sağlıklı kararlar alan tarafı temsil eder. Terapi sürecinde bu benlik durumları arasında geçişler olur; terapistin hem kendi içinde hem de danışanla kurduğu ilişkide bu durumları fark etmesi sürecin en hassas noktalarından biridir. İlişkisel psikoterapi, bu üç yapının danışanın hikâyesinde nasıl devreye girdiğini anlamaya, görünür kılmaya çalışır.
İlişkisel psikoterapi yaklaşımı, iyileşmenin yalnızca bireysel içgörüyle değil, terapist ile danışan arasındaki ilişkinin niteliğiyle mümkün olabileceğini savunur. Sadece danışanın içsel dünyasına değil, o anda odada olan, seansın içinde yaşanan her şeye dikkat kesilir. Terapötik ilişki bir analiz alanı değil, bizzat bir deneyim alanıdır. Terapist burada yalnızca gözlemleyen değil, ilişkiye bizzat katılan biridir. Danışan, terapist ile kurduğu ilişkide, kendi hayatında sürekli tekrar eden, ancak anlamlandıramadığı pürüzleri de yeri geldiğinde yeniden yaşar; terapinin yarattığı güvenli alanda ve terapistin desteğiyle kendisine zarar veren bu zorlukları da netleştirme fırsatı bulur. İlişkisel psikoterapi, danışanın kendi hayatında yaşadığı ancak bir türlü adını koyamadığı zorlukların, terapistle danışan arasında psikoterapi sürecinde de yeniden yaşanarak anlamlandırılabileceği esasına dayanır.
Kitapta özellikle üzerinde durulan kavramlardan biri de “ikilem”. Terapistlerin en çok zorlandığı nokta, bir yandan danışanın iyileşmesini kolaylaştırmak, bir yandan da kendi duygularını tanıyıp regüle edebilmek zorunda oluşları. Danışanın acısını duyarken ondan etkilenmemek mümkün değil ama tamamen duygusal tepkilerle hareket etmek de işlevsiz olurdu. Terapistin ikilemi tam da bu noktada ortaya çıkar: hem duyarlı olup hem düzenleyici olmak; hem ilişkiye yakın durmak hem de sınırları korumak. Bu, bilgiyle değil, farkındalıkla ve cesaretle yürütülen bir süreç.
Bu noktada, psikoterapi sürecinde sıkça karşılaşılan aktarım ve karşı aktarım kavramları devreye girer. Aktarım, danışanın geçmişte önemli figürlerle yaşadığı duygusal deneyimleri terapiste yönlendirmesiyle oluşur. Karşı aktarım ise terapistin, danışanın bu duygularına karşılık verdiği, kendi iç dünyasından gelen tepkilerdir. İlişkisel psikoterapi bu iki dinamiği bastırmak yerine, dikkatle incelemeye değer bulur. Çünkü bu duygusal karşılaşmalar, hem terapistin hem de danışanın kendi kör noktalarını fark etmeleri için birer fırsattır.
Kitap boyunca terapi seanslarından örnekler yer alıyor. Bu örnekler yalnızca kuramsal bilgiyi somutlaştırmakla kalmıyor; kimi zaman okuru duygusal olarak da sarsıyor. Terapistin danışanı dinlerken içten içe yaşadığı çelişkiler, bazı anlarda sessizliğe verdiği anlamlar ya da desteklemesi gereken yerde kendi korkularına takılması, mesleki olduğu kadar insani bir yakınlık da kurduruyor okurla. Bu bölümler, kuramın değil, deneyimin içinden konuşuyor.
Kitap, psikoterapiye ilgi duyan, terapi alan ya da insan ilişkilerine daha içeriden bakmak isteyen herkes için anlamlı olabilir. Ama özellikle terapistlerin kendi iç dünyalarına dönüp tekrar tekrar okuyacağı bir metin. Her şeyi bilen değil, her şeyi hisseden bir yerden bakan bir terapist portresi sunuyor. Bu yönüyle, okurda da dürüst bir yüzleşme çağrısı yaratıyor: İyileşme, hazır olduğumuzda değil, cesaret gösterdiğimizde başlar.
Terapistin İkilemi, teorik bir açıklama sunmaktan çok, terapi odasının içinde olup bitenleri hissettirmeye çalışıyor. Klinik örnekler, anlatımı canlı ve insani kılıyor. Bazı sahneler iç yakıcı, bazılarıysa farkındalık uyandıracak kadar gerçekçi. Kitap boyunca terapist figürü, her şeyi bilen ve yöneten bir kişi değil; duygulanan, zorlanan, tereddüt eden ama mesleğine inancını sürdüren biri olarak çiziliyor. Terapistin İkilemi, yalnızca psikoterapinin nasıl işlediğini değil, bu mesleği icra edenlerin insan kalma çabasını da anlatıyor.
2025
mart
devamı
2025
mart
şubat
ocak
2024 aralık
kasım
ekim
eylül
ağustos
temmuz
haziran
mayıs
nisan
mart
şubat
ocak
2023 aralık
kasım
ekim
eylül
ağustos
temmuz
haziran
mayıs
nisan
mart
şubat
ocak
2022 aralık
kasım
ekim
eylül
ağustos
temmuz
haziran
mayıs
nisan
mart
şubat
ocak
2021 aralık
kasım
ekim
eylül
ağustos
temmuz
haziran
mayıs
nisan
2020 temmuz
nisan
2019 aralık
kasım
ekim
eylül
ağustos
temmuz
haziran
mayıs
nisan
şubat
ocak
2018 aralık
kasım
ekim
eylül
ağustos
temmuz
haziran
mayıs
nisan
mart
şubat
ocak
2017 aralık
kasım
ekim
eylül
ağustos
temmuz
haziran
mayıs
nisan
mart
şubat
ocak
2016 aralık
kasım
ekim
eylül
ağustos
haziran
mayıs
nisan
mart
şubat
ocak
2015 aralık
kasım
eylül
ağustos
temmuz
haziran
mayıs
ocak
2014 aralık
kasım
eylül
2013 aralık
kasım